“Böyle korkak olma. Çocukken büyüklerin giz olarak sakladıkları şeyler söylemedin mi hiç? Onlar gerçeklerdi, sen haklıydın.
Kendi içinde o çocukluğu bulmalısın. Çünkü o çocukluk günleri gözüpeklik günleriydi.”
…
“Varsıllık ve güç sağduyunun düşmanıdır. Bir buğday tarlasında kimi başakların dik durduğunu, kimilerinin de boyun büktüğünü görmüyor musun? Dik duranların içi boştur. Öyleyse alçakgönüllülüğü elden bırakma.”
…
“Sevgililer sık sık elele tutuşurlar ve gelecekteki mutluluklarını düşlerler. Fakat elleri birbirlerine kenetlenmiş ve düşleri bir tek olursa, mutlulukları hiç mi hiç daha büyük olamaz, hep aynı kalır.”
…
“AŞK bir kuyunun kıyısında susuzluktur.”
“AŞK çiçektir, meyve değil.”
…
Endülüs’te kültürel etkinlikler çoktu: bu etkinliklerin ürünleri olan kitapların sabırla yapılan kopyaları, Çin’den Uzak Batı’ya dek öğrenim görmüş kişilerin ellerinden düşmüyordu.
Sonra insanların ruhsuzlaştığı, kalemlerin kuruduğu dönem geldi. İnsanlar kendilerini Frenkler’in düşüncelerine ve geleneklerine karşı korumak için ‘Gelenek’i bir kale yapıp, kendilerini bu kaleye kapattılar.
Granada artık yalnızca yetenekten yoksun, korkak taklitçiler yetiştiriyordu.”
…
“Müslümanlar, suskunluk, korku ve tekdüzeliğin, ruhlarını karartmasından ötürü güçlerini yitirmişlerdir.”
…
“Sık sık cenaze törenlerinde, kadın olsun erkek olsun, insanların ölümü lanetlediğine tanık oluyorum. Fakat ölüm ulu tanrının bizlere bir armağanıdır.
Armağan sözcüğü size aykırı mı geliyor?
Fakat bu bir gerçek.
Eğer ölüm kaçınılmaz olmasaydı, insan bütün yaşamını ondan uzak durmaya adayacaktı. Hiçbir tehlikeyi göze almayacak, hiçbir girişimde bulunmayacak, hiçbir işe el atmayacak, yeni bir şey bulmayacak, yeni bir şey yapmayacaktı. Yaşam sürekli bir uyuşukluk olacaktı.
Tanrı’ya bize ölümü armağan ettiği için şükredelim, çünkü yaşam ölümle anlam kazanıyor.”

Altı Çizili Cümleler kategorisinde yayınlandı
Etiketler: Afrikalı Leo, Amin Maalouf, aşk, ölüm, Endülüs, Granada, Léon l'Africain